abdullah's profileVE TABİKİ ABDULLAHPhotosBlogGuestbookMore Tools Help

VE TABİKİ ABDULLAH

abdullah önder

Occupation
Location
Interests
..A nlayisli
...B ecerikli
....D elikanli
.....U slu
......L ayik
.......L ider
........A killi
.........H evesli
Photo 1 of 81
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
FIRATwrote:
yani apo ne deyim... bir tane resmimi koymamışsın ya ne deyim ben sana... yav bu kadar olur var ya... ha eminim bir resmimi koysan o da emzikli olan olur... seni esefle ve şiddetle kınıyor çalışma hayatında başarılar diliyorum...
Dec. 26
alifatihwrote:
Alanın da fotoğrafların da ziyaretçi defterin de hayırlı uğurlu olsunnn, güle güle kullannnn.. Başarılar...
Nov. 25
ali suatwrote:
bir ilki daha benle yaşıyorsun, ilk kez konuk defterine yazan adam olarak beni unutmazsın umarım :) özlettin be, herşey gönlünce olsun, space üzerinde çalışmaya devam et...
Nov. 3
There are no music lists on this space.
November 22

KARI KOCA DİYALOGLARI

Karı-Koca Dialogları

ADAM - Çorabım nerede?
KADIN - Bilmiyorum, hiç aramadı.
ADAM - Kusura bakma sevgilim, ben çıplak ayakla hiçbir espriye gülemiyorum.
KADIN - O zaman çorabını giy, zira ben espri yapmaya devam edeceğim.
ADAM - Bulabilsem giyeceğim.
KADIN - O halde çorabını bulunca haber ver.
ADAM - Son kez soruyorum çorabım nerede?
KADIN - Hayatım çorabını rehin almışım gibi davranma. Ne bileyim ben? Aynı evde yaşamaya başladığımızdan beri sen hep bu soruyu sorarsın ve ben hep aynı yanıtı veririm: Çoraplarının takipçisi değilim.
ADAM - Ama ben değişik bir yanıt alma umudumu umutsuzca sürdürüyorum.
KADIN - Çoraplarını birbirine sokup top yaptıktan sonra evin en ücra köşesine atmaktan vazgeçsen daha iyi değil mi?
ADAM - Lütfen şu çorap brifingine bir son verebilir misin?
KADIN - Bu telaşının sebebi nedir acaba?
ADAM - Geç kaldım.
KADIN - Nereye?
ADAM - Gitmem gereken yere.
KADIN - Neresi orası?
ADAM - Bilmiyorum.
KADIN - Bilmediğin bir yere nasıl gideceksin?
ADAM - Tarif üzerine.
KADIN - Gürbüz?
ADAM - Efendim?
KADIN - Ne oluyor?
ADAM - Yok bir şey, çorapsızım ve geç kaldım, hepsi bu.
KADIN - Kiminle buluşacaksın?
ADAM - Bilmiyorum.
KADIN - Bilmediğin bir yerde tanımadığın birisiyle buluşmaya gidiyorsun?...
ADAM - Evet. Ayrıca çorabımın da nerede olduğunu bilmiyorum. Bugün hiçbir şey bilmiyorum.
KADIN - Gürbüzcüğüm sinirlenmeye başlamamın senin için bir sakıncası varmı?
ADAM - Hayır yok, zaten ben de sinirliyim.
KADIN - Nereye gidiyorsun be ADAM?!
ADAM- Bir okurumla buluşacağım. Beyoğlu'nda bir kafede.
KADIN - Okurunla ha? Bir tahminde bulunmak istiyorum izninle, bu bir KADIN değil mi?
ADAM - Bilmiyorum.
KADIN - Bir şeyi de bil be ADAM!?
ADAM - Bana ikinci kez "be ADAM" dedin. İstersen üçüncü hakkını kullanma!
KADIN - O zaman sen de biraz daha açıklayıcı konuşmaya başla istersen. Mesela bu okurunun adı ne?
ADAM - Nurten.
KADIN - Adı Nurten ama sen KADIN olup olmadığını bilmiyorsun?
ADAM - Canım sadece isimden bunu anlayamazsın ki. Benim bir arkadaşım vardı mesela ismi Gülten'di.
KADIN - Ve erkekti öyle mi?
ADAM - Hayır kadındı ama bir sürü erkek adaşının olduğundan söz etmişti...
KADIN - Gürbüz sabrımın sınırını merak ediyorsan hemen seni aydınlatayım, tam oradayız. Yani bir adım daha atarsan sınırdışı olacaksın haberin olsun! Nerede tanıştınız bu kadınla?
ADAM - Henüz tanışmadık, tanışmaya gidiyorum işte.
KADIN - İyi de tanışma isteğini bir şekilde belli etmiş olmalı değil mi? Yoksa sen hiç bilmediğin birinin seninle tanışmak istediğini nereden bileceksin?
ADAM - Bu kız ya da erkek, her neyse, bana sürekli mail gönderiyordu ve hep tanışma isteğini dile getiriyordu, sonunda ben de tamam buluşalım dedim.. Olay bundan ibaret.
KADIN - .....Güzel.
ADAM - ...............
KADIN - Bir kafede ha?
ADAM - Evet.
KADIN - Hoş bir kahve kokusu... Beyoğlu'nda olduğuna göre, entelektüel bir hava... Belki uzaktan duyulan bir pipo aroması... Dipten gelen enstrümantal bir etnik müzik... Ve bir yazarla bir okurun tadına doyulmaz edebiyat sohbeti.
ADAM - Çok güzel anlattın, bir tek şey dışında, çorapsız bir yazarla bir okurun sohbeti.
KADIN - Akşam da bir bara gidersiniz herhalde.
ADAM - Saçmalama.
KADIN - Ne var bunda canım? Daha Nurten'in KADIN olup olmadığı bile belli değil.
ADAM - ...Başka temiz çorap da yok, Allah kahretsin.
KADIN - Canım bu kadar sıkı giyinmene gerek yok zaten. Belki de yakında soyunacaksın.
ADAM - Nasıl yani?
KADIN - Nurten kadınsa yani!
ADAM - Biraz abartmıyor musun?
KADIN - Sevgilim eğer uygun bir yer bulamazsan buraya getir, ben anneme giderim ne olacak?
ADAM - Karıcığım ben bir yazarım ve bir okurum benimle şahsen tanışmak için yoğun bir çaba harcadı. Ben de sonunda tanışmayı kabul ettim, bütün mesele bundan ibaret, lütfen bilimkurgu hikayeleri anlatma!
KADIN - Tabii canım tabii... O yüzden bir saattir gözünün önündeki çorapları görmüyor ve boncuk boncuk terliyorsun.
ADAM - Hani çoraplar? Aaa... madem çoraplar bir saattir senin elinde niye aratıyorsun bana?
KADIN - Özür dilerim hayatım... Ben şimdi çorabını pencereden aşağı atıyorum, sen giderken alır yolda giyersin.
ADAM - Dur be KADIN!
KADIN - Güle güle ahlaksız ve çorapsız yazar!!!
November 21

HERSEY SENDE GİZLİ

Her şey sende gizli

 

Yerin seni çektiği kadar ağırsın

Kanatların çırpındığı kadar hafif...

Kalbinin attığı kadar canlısın

Gözlerin uzağı gördüğü kadar          

                       genç...

Sevdiklerin kadar iyisin 

Nefret ettiklerin kadar kötü.. 

Ne renk olursa olsun kaşın gözün 

Karşındakinin gördüğüdür rengin...

 

Yaşadıklarını kar sayma: 

Yaşadığın kadar yakınsın sonuna 

Ne kadar yaşarsan yaşa 

Sevdiğin kadardır ömrün...

 

Gülebildiğin kadar mutlusun 

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin 

Sakın bitti sanma her şeyi 

Sevdiğin kadar sevileceksin

 

Güneşin doğuşundadır 

                    doğanın sana verdiği değer 

Ve karşındakilere değer verdiğin kadar

           insansın 

Bir gün yalan söyleyeceksen eğer 

Bırak karşındaki sana 

          güvendiği kadar inansın

 

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret 

Ve sevgiliye hasret kaldığın kadar ona

            yakınsın 

Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın 

Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak

 

Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın 

Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü 

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin

                     İşte budur hayat

İşte budur yaşamak 

    bunu hatırladığın kadar yaşarsın

Bunu unuttuğunda 

             aldığın her nefes kadar üşürsün 

Ve karşındakini unuttuğun kadar 

                 çabuk 

                     unutulursun ...

 

Çiçek sulandığı kadar güzeldir 

Kuşlar ötebildiği kadar sevimli 

Bebek ağladığı kadar bebektir 

Ve her şeyi 

       öğrendiğin kadar bilirsin 

Bunu da öğren 

          'Sevdiğin kadar sevilirsin'...

 

Can YÜCEL

(Sn. Fatma YONSEL'e teşekkürler)

 

 

 

 

 

 

Hit Counter

KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET

KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET

Nick adında bir demiryolu isçisinin öyküsü bu. Nick güçlü, sağlıklı bir işçi manevra sahasında çalışıyor. Arkadaşlarıyla ilişkisi iyi ve işini iyi yapan güvenilir bir insan. Ne var ki, kötümser biri, her şeyin kötüsünü bekler ve başına kötü şeyler geleceğinden korkar.
Bir yaz günü,tren isçileri,ustabaşının doğum günü nedeniyle bir saat önceden serbest bırakılırlar.Tamir için gelmiş olan ve manevra alanında bulunan bir soğutucu vagonun içine giren Nick,yanlışlıkla içerden kapıyı kapatır,kendini soğutucu vagona kilitler.Diğer işçiler Nick'in kendilerinden önce çıktığını düşünürler.Nick kapıyı tekmeler,bağırır,ama kimse duymaz,duyanlar da bu tür seslerin sürekli geldiği bir ortamda olduğu için pek kulak vermezler.Nick burada donarak öleceğinde korkmaya başlar.Eğer buradan çıkmazsam, burada kaskatı donacağım, diye düşünmeye başlar.İçerde yarısı yırtılmış bir karton kutunun içine girer.Titremeye başar. Eline geçirdiği bir kağıda karısına ve ailesine son düşündüklerini yazar: Çok soğuk, bedenim hissizleşmeye başladı.Bir uyuyabilsem!Bunlar benim son sözlerim olabilir?
Ertesi günü soğutucu vagonun kapısını açan işiler, Nick'in donmuş bedenini bulurlar. Üzerinde yapılan otopsi, onun donarak öldüğünü göstermektedir. Fakat bu olayı olağanüstü yapan, soğutucu vagonun soğutma motorunun bozuk ve çalışmıyor olmasıydı. Vagonun içindeki ısı 18 C idi, ve vagonda bol hava vardı.
Nick'in korkusu,kendini gerçekleştiren bir kehanet oluşturmuştu.